BİLİMKURGU YAZARI OLMAK DENİNCE -1-


Merhaba,

Uras ve İlk Yolculuk'u henüz ilk kelimesini bile yazmadan önce, gecelerden birinde evimin balkonunda yıldızları seyrediyordum. Bilimkurgu okur-yazarların ne yapıyor olduğumu çok iyi anladıklarına eminim. Çünkü bizler yıldızları öylesine seyretmeyiz. Yıldızlar sadece havada asılı olan ışıklı süsler değildir bizim için. Onlar çevresinde en az bir gezegenin döndüğü güneş-bezeri sistemlerdir. Mutlaka bizden başka canlıların oralarda bir yerlerde yaşadıklarını biliriz. Realistlerin aksine bizler bunu düşününce heyecanlanırız. Sadece düşünmekle de yetinmeyiz; zihnimizde orada yaşayan insanların yaşam stillerini merak ederiz. Ne yerler, ne içerler, hangi sporları yaparlar, teknolojileri ne seviyede, gelenekleri neler, hangi dine inanırlar... Sorular birbirini kovalar. 

Mutlaka bir bilimkurgucu hayatında bir kez olsun bir UFO görmüştür. Dünyadaki tüm bilimkurgu filmlerini ve çoğu kitabı okumuştur. O, çevresinde ceyeran eden yaşamı sığ kalıpların içinde gözlemlemez. Bilimkurgucu yaşamın amacını düşünür. "Biz dünyaya neden geldik? Ne yapıyoruz? Ben kimim?" diye sorar kendi kendine. Ona cevap veren biri bulamaz çoğu zaman. Zaten alışkındır kendisi; cevaplarını kendi kendine bulmaya.

İşte o yıldızlara baktığım gün kendime bir çay koydum, kollarımı sıvadım, kül tablamı hazırladım, dizüstü bilgisayarımı şarja taktım ve parmaklarımı esnettim. Zira birazdan yapacağım şey uzun sürecekti. İlk kelimemi yazdım: Uras...
Neden Uras? Neden kulağa daha hoş gelen bir isim değil? Mesela Deniz, Uzay, Evren, Meriç... Hayır, o çocuğun ismi sadece Uras'tı. Uras benimle birlikte hayallerimdeki maceranın içinden geçecekti. Uras, 'şanslı kişi' manasına geliyordu ve Uras sıradışı bir serüvene ilk yolculuğunu yapacağı için gerçekten şanslıydı. 

Yıldızlar her gece oradalar. Yüzümüzü havaya kaldırdığımızda onları istediğimiz zaman görebiliyoruz. Peki neden o kadar uzaktalar? Bunun bir sebebi olabilir mi? Tesadüf diye bir şey var mı? Hiç sanmıyorum. Eğer bu satırları okuyorsanız, bu da tesadüf değildir. Şimdi derin bir nefes alın ve arkanıza yaslanın, sonra gözlerinizi sıkıca kapatın. Aslında hiç de uzak değiller.


Okumaya devam et!

                                                                                             Hakan AYDIN

Diğer köşe yazıları için TIKLA!




Görsel Kaynak: Claudio Gori

Google+ Followers

Sayfamı beğendiniz mi?

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Popüler Yayınlar